ACTH ve Kan Şekeri: Hayatın İçindeki O Karanlık An
Gecenin geç saatlerine kadar yazmak benim için bir alışkanlık haline geldi. Kayseri’nin o soğuk, sakin gecelerinde, bilgisayarımın ekranından çıkan ışık dışında hiçbir şeyin hareket etmediği anlarda, zamanla savaşıyorum. Ellerim titriyor, ama bu sadece soğuktan değil. İçimdeki karmaşayı dışarıya vurmak için, kelimelere sığınmam gerekiyor. Bir süre önce, vücudumda meydana gelen bir değişiklik, bana sadece fiziksel bir sorunun değil, bir hayatta kalma mücadelesinin ne demek olduğunu öğretti.
Ve sonra bir gün, doktorun söyledikleriyle her şey yerle bir oldu. “ACTH seviyeniz yüksek. Kan şekerinizin de yükseldiğini gözlemliyoruz.”
O an ne hissettiğimi anlatmam biraz zor. Sanki bir kapı aniden yüzüme kapanmıştı. Nefes almak, içimdeki o boğulma hissinden kurtulmak için ne yapmam gerektiğini bilmiyordum. Bir yandan kaybolmuş, bir yandan da bir şeyleri anlamaya çalışıyordum. ACTH, yani adrenokortikotropik hormon, vücudumuzda stresle ilgili olan bir hormon. Ama o an, bu basitçe bir isimden çok daha fazlasıydı.
ACTH ve Kan Şekerinin Arasındaki Bağlantı
Bunu ilk duyduğumda, aklımda bir sürü soru belirivermişti. “ACTH kan şekerini nasıl etkiler? Yüksek seviyelerde kan şekerim neden yükseliyor? Neden vücudum birdenbire bu kadar farklı tepki veriyor?” Bunlar sadece sorular değildi; bunlar, yaşadığım belirsizliğin birer yansımasıydı. Bir hastalık ya da sağlık sorunu yüzünden değil, aslında sadece kendi bedenimi anlamaya çalışıyordum. Her bir cevapsız soru, içimde bir boşluk yaratıyor ve kaybolan her cevabı başka bir soru izliyordu.
ACTH, stres hormonudur. Yani bir tehdit anında, vücudun hazır olmasını sağlamak için salgılanır. Ama bu, sürekli bir tehdit hissi taşıyorsanız, bu hormonun fazla miktarda salgılanması anlamına gelebilir. Ben de son zamanlarda sürekli bir stres altındaydım. İş, kişisel hayatım, sorumluluklarım… her şey bir araya gelince, ruh halim de bir o kadar karmaşıklaştı.
Doktorun dediği gibi, ACTH seviyelerim yükseldiği için, vücudumun kan şekeri düzeni de bozulmuştu. Çünkü bu hormon, adrenal bezlerden kortizol üretimini tetikler ve bu da kan şekerini yükseltir. Yani, stres seviyem ne kadar yüksekse, kan şekerim o kadar yükseliyordu. Ve bunu fark etmek… gerçekten zorlayıcıydı.
O Anki Durumumu Anlatmak: Hayal Kırıklığı
Bazen, tüm bunların sadece vücudumun fiziksel bir tepkisi olduğunu unutmak istiyorum. Ama nasıl unutabilirim ki? Geceleri uyumadan önce yazdığım günlüğümde, bu hisleri sürekli dile getiriyorum.
Bir gece, bir şeyler yapmak için çok geç kalmıştım. Bir anda kalkıp, caddede yürümek istedim. Karşımdaki dükkânlardan birinin ışıkları yanıyordu, ama kimse yoktu. O an içimde bir boşluk vardı. Bir yere varamadığımı, ne yapmam gerektiğini bilmediğimi hissediyordum. Hormonlarım ve vücudum üzerimde hakimiyet kurmuş gibiydi. Kendimi kaybetmekteydim. Kaybolmuş bir şehirde, kaybolmuş bir benlik…
Bir yanda korkularım, diğer yanda nefretten başka bir şey hissetmediğim bir gerçek vardı: Benim vücudum, bu kadar ince hesaplanmış düzenin içinde bir çark gibi, istemediği bir yere sürükleniyordu.
Bir Dönüm Noktasına Doğru: Umut Var mı?
Bir sabah, günün ilk ışıklarıyla birlikte, güne başlamak yine zorlayıcıydı. Ama bir an, bir ışık parıltısı gördüm. Bir şey değişmeliydi, çünkü bu kadar depresif hissetmek bana hiçbir şey kazandırmazdı. O gün, ACTH seviyem hakkında daha fazla okudum, araştırdım. Kontrol etme gücünü, soruları cevaplama arzusunu bulmak bir yerlerde, içimdeki o karanlık düşüncelerle savaşıyordum.
Sonunda şunu fark ettim: Bu durum, bir kayıp değil, bir başlangıçtı. Belki de vücudum bana bir şeyleri anlatıyordu. Belki de o kaybolmuş gibi hissettiğim, kırık dökük anlar, bana kendimi yeniden keşfetme şansı sunuyordu.
Zihnimde bir şarkı çalmaya başladı. İçimdeki korkuyu yenme gücüne sahip olduğum hissini veren o melodiyi duyabiliyordum. ACTH ve kan şekeri, bu süreçte bana sadece fiziksel bir gerçeği sundu. Ama o gerçek, yeni bir farkındalık yarattı. İçimdeki savaşı kazanabilirdim.
Sonuçta: Her Şey Birleşiyor
Şu anda, ACTH ve kan şekerinin ilişkisini düşündüğümde, hala bazen zorlanıyorum. Bazen uyandığımda, vücudumun verdiği tepkileri hissetmek istemiyorum. Ama bir şey fark ettim: Her şey bir arada. Bedenim, ruhum, hormonlarım… Hepsi birbirine bağlı. Duygusal anlamda bir boşluk hissettiğimde, belki de ACTH seviyesi o an gerçekten yükseliyor. O yüzden yalnızca vücuduma değil, iç dünyama da daha fazla dikkat etmeye başladım.
Evet, kan şekerim zaman zaman yükseliyor. Evet, stresli günlerim oluyor. Ama artık bu durumu kabulleniyorum. Duygusal olarak zayıf olduğumda, ACTH’nin etkilerini daha derinden hissediyorum. Ama biliyorum ki bu, sadece bir geçiş süreci. Ve her geçen gün, ne kadar güçlü olduğumu biraz daha fark ediyorum.
Hikâyemin sonu değil bu, daha çok bir başlangıç. Kendi yolumu bulmak ve bu yolculukta güçlenmek için her anı fırsat olarak görmek… Bu hikâyenin devamı, benim her gün yazdığım günlüğümde saklı.